Havacılığın Seyrini Değiştiren Felaket: Hindenburg Faciası

Günümüzde kullanmakta olduğumuz ve geçmişinin farkında bile olmadığımız o kadar çok şey var ki… Birçoğumuz akıllı cep telefonlarının öncesindeki “kafa kıran”, “7. Kattan düşünce betonu çatlatan” cep telefonlarının zor hatırlar olsak da hatırlamak gelecek hakkında daha iyi öngörüler edinmek için en önemli şeylerden biri. İşte bu alanlardan biri de 21. yüzyılın en gelişmiş ve karmaşık yolcu ve yük taşıma sistemlerinden olan hava taşımacılığıyla ilgili. Her gün on binlerce insanın ve yüz binlerce kilo kargonun bir yerden bir yere taşınmasını sağlayan sivil havacılıktan bahsediyoruz. Günümüzde sivil havacılığın küçük büyük jet ve pervaneli uçaklarla gelişiminin öncesinde de böyle bir hikaye yatıyor. Ancak hikaye biraz acıklı. Çünkü sonu bir felaketle bitiyor. Bugünkü konumuz II. Dünya Savaşı öncesi dünyanın en büyük ve ileri hava aracı olan LZ-129 Hindenburg zeplini ve zeplinin sonu hakkında. Keyifli okumalar.

Hindenburg Gemisinin
Tasarım ve Yapılışı:
Bir Devin Doğuşu

Hindenburg yapım aşaması
LZ 129 Zeplini yapım hangarında.

II. Dünya Savaşı öncesi yıllarda dünyada zeplin yapımı konusunda bir yarış yaşanmaktaydı. Bu dev hava araçları hidrojen dolu bir balonla kaldırma kuvvetini sağlıyor, bir yolcu ve mürettebat kabini ve birden fazla motorla idare edilip manevra yapması sağlanıyordu. Alman Zeppelin Şirketi de bu yarışta yer alan şirketlerden biriydi ve İngilizlerle olan yarışta öne geçebilmek için dünyanın en büyük hava aracını yapma konusunda çalışmalara başladı.

Aynı şirketin, Graf Zeppelin adlı zeplini dünya gezisini tamamladıktan sonra LZ 129 kod adlı yeni bir zeplin için çalışmalar başladı. Geminin orijinali 248 metre olarak planlandı. İngiliz zeplini R 101’in başına gelen kaza sonrası yeni yapılacak zeplinin hidrojene göre daha az yanıcı özelliğe sahip helyum gazıyla doldurulması planlandı. Ancak, yapım aşamasında Amerika Birleşik Devletleri’nin Nazi Almanyası’na uyguladığı ambargodan ötürü yeterli helyumun Almanya’ya getirilemeyeceği anlaşılınca planlar tekrar hidrojen kullanımına çevrildi. Geminin boyu da kuyruğundan 11 metre kısaltılarak ABD’deki destinasyonu olan New Jersey Lakehurst’teki 1 numaralı hangara sığabilmesi sağlandı. LZ 129 iskeleti arasına sığdırılan 16 pamuk odacığa doldurulan 140 bin metreküp hidrojenle hayallere sığamayacak büyüklükte uçabilen bir hidrojen balonu şeklinde tasarlandı. 4 adet 1190 beygirlik dizel motor da hava aracının yönlendirilmesini ve maksimum 135 km/h hıza ulaşmasını sağlayacaktı.

Hizmete Giriş ve Felaket
Öncesi Uçuşlar

Günümüzün en gelişmiş yolcu uçaklarından Boeing 747-400 tipi yolcu uçağının Hindenburg’la kıyaslanması.

Hindenburg 1931’de yapımına başlanmasından 5 yıl sonra Friedrichshafen’deki yapım hangarından ilk test uçuşunu 4 Mart 1936’da yaptı. Hava aracı Deutsche Zeppelin Reederei adlı şirket tarafından işletilmeye başlandı. Üzerindeki Nazi bayraklarıyla Nazi Almanyası’nın ve Propaganda Bakanı Göebbels’in göz bebeği olarak Nazi teknolojisinin ve gelişmişliğinin göstergesi olarak 1936 boyunca Atlantik Okyanusu’nun iki yakası arasında 17 tur gerçekleştirdi. Kaza öncesinde de 1937 sezonunun ilk uçuşunu Brezilya’daki Rio de Janiero’ya yaptı. Bundan sonraki ilk planlı uçuş ise Hindenburg’un ve taşıdığı 35 kişinin son yolculuğu olacak olan 3 gün süren Frankfurt’ta başlayıp New Jersey’deki Lakehurst Deniz Hava İstasyonu’nda bitmesi planlanan uçuştu.

Felaket Uçuşu

Hindenburg
Hindenburg kazadan çok kısa bir süre önce Manhattan semalarında.

Hindenburg Frankfurt’tan New Jersey’e olan uçuşuna 3 Mayıs 1937 akşamüstü saatlerinde başladı. Propagandayı en etkili politik silahlarından biri sayan Goebbels’in planına göre ABD’de siyahi bir Amerikalı boksörle yaptığı maçı kazanan Alman boksör Max Schmeling de Hindenburg’un dönüş yolculuğunda yolcular arasında yer alacak spor alanındaki Alman başarısı Nazi teknolojisiyle birleştirilerek dünyaya önemli bir mesaj verilecekti. Uçakta 36 yolcu ve 61 mürettebat bulunmaktaydı.

Kafadan gelen sert rüzgarlar dolayısıyla Hindenburg’un Atlantiği geçişi beklenenden uzun sürdü ve yaklaşık üç gün sonra 6 Mayıs 1937’de New Jersey’deki iniş alanının üzerine geldi. Ancak, uçuşun kaptanı Max Pruss, kötü hava koşulları dolayısıyla rotasını Manhattan Adası üzerine çevirdi. Burada yolculara Manhattan manzarasının keyfini yaşamaları için bir fırsat tanırken fırtınanın geçmesini bekledi. Akşam saat 18.20’de fırtınanın geçtiği bilgisini alarak tekrar rotayı Lakehurst Üssü’ne çevirdi ve inişi için saat 19.00’da alçalmaya başladı.

Hindenburg Faciası’nın kayıtlara geçmiş gerçek görüntüleri.

Tam inişte yer ekibi tarafından geminin iniş platformuna bağlanmasını sağlayacak halatların atılmasının ardından yerdekiler geminin kuyruğundan yakıt sızıntısı olduğunu gördü ve hemen ardından St. Elmo Ateşi’ne benzer statik elektrik atlaması denilebilecek mavi kıvılcımlarla 140 bin metreküp hidrojen dolu gemi saniyeler içinde alev topuna döndü. Gemi alevler arasında yere çakıldı . 5 yılda yapılan dünyanın halen en büyük hava aracı olan Hindenburg 1 dakikadan biraz uzun bir sürede beraberinde 13 yolcu, 22 mürettebat ve 1 yer personeli olmak üzere 36 kişiyle tarihe karıştı.

Hindenburg Kazası Sonrası Teoriler

Kazanın sebebi esas olarak tüm uçuşu boyunca statik elektrikle yüklenmiş olan geminin üzerinde statik elektrik atlaması gerçekleşmesi ve çok yanıcı bir gaz olan hidrojenin alev alması olarak açıklandı. Normalde geminin iniş için bağlanmasını sağlayan halatlarla boşaltılması sağlanan statik elektrik atlayacak bir alan bulmuş ve felaketin kıvılcımını çakmıştır. Görgü tanıklarının, yangının başladığı bölgede gördüğü mavi ve turuncu kıvılcım benzeri parlamalar da bunu doğrular nitelikte.

Ancak, kaza hakkında kazanın büyüklüğü ve etkisi göz önüne alınırsa üretilen teoriler de kulak arkası edilebilecek gibi değil. Örneğin, Alman zeplinciliğinin babası Hugo Eckener kaza hakkındaki araştırmalar başlamadan yaptığı açıklamada hava aracına yapılacak saldırı tehditlerinden bahsetti ve gemiye yerden ateş edilmiş olabileceğini söyledi. Ancak daha sonra o da statik elektrik atlaması teorisine döndü.

Geminin kaptanı Max Pruss da geminin sabotaja kurban gittiğini söyleyenler arasında. Teorisini desteklerken 1960’da verdiği bir mülakatta geminin Alman turistler için uğrak bir nokta olan Güney Amerika’ya uçuşlarında Atlantik’te birçok fırtınaya girdiğini ve yıldırım düşmelerinden bile hasarsız çıktığını belirtti.

Bir diğer iddia ise komünist bağlantıları bulunan ve amatör fotoğrafçılıkla ilgilenen Erich Spehl adlı bir ekip üyesinin sadece kendi gözetiminde olan 4 numaralı hidrojen hücresini flaş ampulleri vasıtasıyla ateşe verdiği ve yangının böyle başladığı üzerine.

Sebebi ne olursa olsun Hindenburg Faciası dünya sivil havacılığının seyrini değiştirdi. O güne kadar toplu yolcu ve kargo taşımacılığında havayolunda tek yöntem olan zeplin taşımacılığı tehlikesi deneyimlenerek artık bir seçenek olmaktan çıktı. Artık havacılık sabit kanatlı uçaklarla taşımacılık gelişmeye başladı. Hindenburg ise göklerde tek hakim olan günlerden uzak, bir hatıra olarak belleklerde yerini aldı.

Kaynak: 1, 2, 3

Chorrito
Chorrito

Tarih meraklısı.

Beğen ve paylaş!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

MTA ORUÇ REİS DOĞU AKDENİZ'DE

Cts Ağu 15 , 2020
Son günlerde gündemin sıcak konularından biri Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan arasında iki ülkenin ihtilaflı bulunduğu kıta sahanlıklarında doğalgaz arama faaliyetlerine girişmesi. Türkiye’nin burnunun dibinde Kıbrıs adasının güneyinde Rumlar, Mısır ve İsrail ortaklığında ve Yunanistan gözetiminde doğalgaz arama lisanslarının verilmesine Türkiye’nin karşı çıkması ve kendi kıta sahanlığında ve Kuzey Kıbrıs […]
Social Share Buttons and Icons powered by Ultimatelysocial