Hidrojen Bombası: Nükleer Bombadan Daha Güçlü Tek Bomba

2 Mayıs 1945’te Berlin’in, 8 Mayıs 1945’te de tüm Avrupa’daki muharip Alman birliklerinin Sovyet ve Müttefik ordularına koşulsuz olarak teslim olmasının ardından Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı sona ermişti. Ancak Doğu’da Japonya halen savaşmaya devam ediyordu. Batıda Mihver devletleri Almanya ve İtalya’nın kesin yenilgisine rağmen tarihi gururlarıyla ünlü Japonlar mağlubiyeti kabul etmediler. Ta ki 6 Ağustos 1945’te Hiroşima, 9 Ağustos 1945’te ise Nagazaki kentleri üzerinde dünyanın ilk atom bombalarının Amerika Birleşik Devletleri tarafından patlatılmasına kadar. Arkasında sadece iki patlamayla yüz binlerce ölü ve yaralı ve on yıllarca sürecek radyoaktif etkiler bırakacak bu patlamaların ardından Japon İmparatoru Hirohito 17 Ağustos 1945’te “Askerlere ve Denizcilere Sesleniş” adlı konuşmasıyla Japon İmparatorluğu’nun koşulsuz olarak teslimiyetini duyurdu. Savaşın yıllarca uzamasını engellediği şeklinde savunulan atom bombasının yıkıcı gücü ise tüm dünyada korkuyla karşılandı. Artık konvansiyonel silahların atom gücü karşısında bir anlamı kalmamıştı. Bunun doğruluğu da Soğuk Savaş yılları boyunca ABD ve Sovyetler Birliği’nin nükleer silahlanma yarışı ve nükleer silahların yıkıcı gücünden korkarak doğrudan bir savaşı göze alamamalarıyla anlaşıldı. Ancak atom bombasından yüzlerce kat daha güçlü bir bomba daha vardı: Hidrojen Bombası. Gelin bu silahların silahı bombanın tarihini birlikte inceleyelim. İyi okumalar!

Hidrojen Bombası Nedir?

hidrojen-bombası
Hidrojen bombasının şeması.

Çekirdek bölünmesi yani fizyon prensibiyle çalışan nükleer bombaların aksine termonükleer silah olarak tanımlanan hidrojen bombaları çekirdek kaynaşması yani füzyon prensibiyle çalışır. Kademeli bir patlama gerçekleşir. Modern füzyon bombaları genelde iki ana bileşenden oluşur. Bunlardan birincisi çekirdeğinde Uranyum-235 ya da Plutonyum-239 izotoplarıyla beslenen bir nükleer fizyon aşaması ve ardından bu patlamayla ortaya çıkan enerjiyle patlayan ve ağır hidrojen izotopları olan döteryum ve trityum ya da lityum hidratla beslenen bir füzyon aşamasıdır. Fizyon bölümü ve füzyon bölümü arasında radyasyon kanalı denen ve iki aşama arasındaki geçişi sağlayan ve radyasyon kanalı denen, radyoaktif tepkimeyle ikinci aşamayı başlatan kapalı bir kutu benzeri alan vardır.

Hidrojen Bombasının Tarihi

hidrojen-bombası
ABD’nin ilk hidrojen bombası denemesi.

Füzyon prensibine dayanan bir termonükleer silah yapma fikri Manhattan Projesi olarak bilinen ve 1942-1946 yılları arasında aktif olarak yürütülen nükleer silah yapımı projesine dayanır. ABD’nin milyarlarca dolar harcadığı proje sonunda bugün atom bombası olarak bilinen kitle imha silahları üretilmiş ve 1945 Ağustos’unda bu silahlar Japonya üzerinde kullanılmıştır. Ancak nükleer silahın etkisinin İkinci Dünya Savaşı’nı sonlandırmasıyla proje eski ivmesini kaybetmiş ve yavaşlamıştır.

Soğuk Savaş ortamında silahlanma yarışına giren ABD ve Sovyetler Birliği arasındaki rekabet uzay, siyaset, kültür, ekonomi gibi alanlarda devam ederken Sovyetler Birliği ilk nükleer bomba denemesini Ağustos 1949’da gerçekleştirince ABD termonükleer bomba yapımı projesine yeniden hız verdi.

9 Mayıs 1951’de ABD ilk füzyon bombasını Greenhouse Operasyonu kapsamına patlatmayı başardı. Oldukça küçük çaplı olarak yaklaşık 225 kilotonluk bir enerji ortaya çıkaran patlama füzyon prensibiyle çalışan bombaların başarısını kanıtladı ve projeye hız kazandırdı. 1 Kasım 1952’de patlatılan Ivy Mike bombası 10.4 megaton enerji ortaya çıkardı. 1954’te ise o zamana yapılmış en büyük bomba olan Castle Bravo patladığında 15 megatonluk bir enerjiyle tarihe geçti.

Sovyetler Birliği’nin Çalışmalar ve Çar Bombası

çar-bombası
Çar Bombası fiziksel boyutlarıyla da korkutucu görünmekteydi.

ABD’nin başarıyla patlattığı nükleer ve termonükleer bombalar silahlanma yarışında kesin bir şekilde ABD üstünlüğünü işaret ediyordu. Elindeki nükleer savaş başlıklarını ABD’ye ulaştırma kapasitesine sahip olamayan SSCB ise üstünlüğü daha büyük bir hidrojen bombası yaparak ele geçirme planları yaptı.

Bu amaçla SSCB’nin 1956’da başlattığı proje 1961’de dünyanın en güçlü bombası olan Çar Bombası’nın başarıyla denenmesiyle sonuçlandı. Çar Bombası o tarihe kadar dünya üzerinde geliştirilen en büyük bomba olmuştu. SSCB Komünist Parti Genel Sekreteri Nikita Kruşçev’in Sovyetler Birliği Komünist Partisi 22. Kongresi’nin açılış konuşmasında 50 megatonluk bir süper bombanın denemesini gerçekleştirdiklerini açıkladı.

Sovyetler Birliği’nin kuzeyindeki Novaya Zemlya’da Çar Bombası’nın atılabilmesi için geliştirilen Tupolev Tu-95V tipi bomba taşıyıcısı uçaktan atılarak patlatılan hidrojen bombası 27 ton ağırlığındaydı ve bombanın taşınabilmesi için Tu-95 tipi taşıyıcının bomba kapakları ve gövdede yer alan yakıt tankı çıkarıldı. Uçak ve mürettebatının bomba patladıktan sonra oluşacak ısı dalgasından kaçabilmesi için 800 kilogramlık bir paraşüte bağlanarak düşüş hızı azaltılan bomba yerden 4200 metre yükseklikte patladı. Bombayı bırakan uçak bu sırada güvenli mesafe olan 45 kilometre yerine sadece 33 kilometre uzaklaşabilmişti ve bu nedenle uçağa çarpan şok dalgası uçağın havada yaklaşık 1 kilometre irtifa kaybetmesine sebep oldu. Patlama 1000 kilometre uzaktan dahi görülebildi ve patlama sonucu oluşan mantar bulutunun tepesi tam 67 kilometreye yükseldi.

ABD ve SSCB’nin yanı sıra 1957’de Birleşik Krallık, 1967’de Çin Halk Cumhuriyeti, 1968’de Fransa, 1998’de Hindistan ilk hidrojen bombalarını patlattı. Ancak 1986’dan itibaren ABD ve SSCB arasında başlayan nükleer silahların azaltılması programıyla nükleer silah sayısının azaltılması yanında hidrojen bombası programları da dünya genelinde istisnaları olmak kaydıyla yavaşlatıldı.  

Kaynak: Vikipedi

ABD ve SSCB arasındaki uzay yarışı hakkındaki yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Beğen ve paylaş!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Pompei: Lavların Altında Zamanda Donan Şehir

Cum May 14 , 2021
Tarihte çeşitli sebepler yok olan şehirler ya da özellikle dini kaynakların anlattığı kavimler hep ilgi çekmiştir. Bunlardan biri de İtalya’daki Vezüv Yanardağı’nın püskürmesiyle küllerin altında kaybolan koca bir şehir olan Pompei. Gelin efsanelere ve lanetli hikayelere konu olan bu şehrin yok oluşunu birlikte inceleyelim. İyi okumalar! Pompei Şehrinin Tarihi Pompei […]
Social Share Buttons and Icons powered by Ultimatelysocial